|
| |
| Kaş ve Nautilus |
| |

Yağmur olduk yağdık, rüzgar olduk savrulduk, deniz olduk dalgalandık kısacık zamanda Kaş’ta. Ve yine giderken ve yarımızı geride bırakırken bir kez daha yaşadıklarımızın olağandışılığıydı bizi düşündüren. Öyle sanıldığı gibi geçici bir heves olmadığını anlamaktı belki de. Bizi birbirimize bağlayan şey her ne ise gücünü ta içimizde, en derinimizde hissetmekti. Dışarıda yağmur, bardaktan boşanırcasına yağarken şöminede yanan ateş değildi içimizi ısıtan, paylaşılan bir kahve, belki bir parça çikolata, belki de kırık bir sigara idi... Sürpriz doğum günü partisi için gizlice Mavi’yi süslemekti. Bizi mutlu eden, teknede zımpara yaparken çıplak ellerimize, aslında bu güzel şeyin parçası olduğumuzu hissettirmekten başka bir günahı olmayan "hain" bir kıymığın batmasıydı. Ve sarılıp vedalaşırken, birbirimizin kalbine en güçlü akıntılara karşı koyacak bir çapa daha atmış olmanın rahatlığı ve bizi bir arada tutan bağları perçinlemenin mutluluğuydu geride bıraktığımız... Biz giderken…
|
|
|
|